Daha İyi Bir Neden
Daha İyi Bir Neden Saat gece on bir olmuştu. İş için geldiğim California'da altıncı günümü bitirmek üzereydim. Altı gün diyorum ancak bana sorarsanız sanki haftalardır buradaymışım gibi hissediyordum. Zaman geçmek bilmiyordu bir türlü. Otelin o aptal, beyaz duvarları üzerime üzerime geliyordu. Aslında böyle iş gezilerine çıktığımda genellikle otellerin tasarımı öyle hoş olurdu ki oraya neden geldiğimi unutuncaya kadar kalmak isterdim. Burada ise tam tersi: Artık işim bitsin de bir an önce gideyim diye can atıyordum. Basık tavan, küçücük camlar… Kabul ediyorum otelin konumu sahile oldukça yakındı. Üzerine bastığınız anda ruhunuzu yumuşacık edecek çimenleriyle ve rengârenk çiçekleriyle dolu bahçesi de insanı oldukça cezbediyordu fakat içini kim tasarladıysa deli falan olmalıydı. Daha fazla burada yatıp iç daraltıcı düşüncelerle boğuşamayacağıma karar verdim. Odanın kapısını açtım. Her yer kapkaranlıktı. Kahverengi irisimin neredeyse hepsini ele geçirmiş göz bebeğim ile önümü zar zor ...