Destinesia
Destinesia -Dün gece çok garip bir rüya gördüm. -Evet? Karşısındaki kişi deri sandalyesine oturmuş, arkasına yaslanmıştı. Dirsekleri koltuğun kolluklarına dayalıydı. Parmak uçlarını ortada birleştirmişti. -Yardımına ihtiyacım var. Kayboldum. -Anlat. Karşısındakinin ses tonuna bakılırsa bir erkekti. Konuşmasındaki ağırlık, sakinlik ve kendinden eminlik huzur veriyordu. Aynı şekilde odadaki koyu renk, gözü yormayan eşyalar ve loş ışık veren mumlar da telaşını bir nebze azaltmış, ihtiyacı olan rahatlığı sağlamıştı. -Sokakta yürüyordum. -Devam edin. -Hava soğuktu. Çok soğuk. Kollarını önünde birleştirmiş, elleri ile ısınmak için omuzlarını ovarken adam, sönmek üzere olan şöminenin alevini arttırması için elindeki kitabı içine fırlattı. Ardından yanında duran yaklaşık dört yüz sayfalık kitaplardan bir diğerini aldı. Ortasından açıp mürekkepli kalemini aldı ve tıpkı az önce fırlattığı kitapla yaptığı gibi yazmaya başladı. Kız soru sormak için yüzünü yerden kaldırdı. Önündeki masanın altından...