Ayna
Ayna Mark, her ne kadar çocukları için gelmiş gibi davransa da içerideki madde hakkında bir hayli meraklıydı. Sadece o değil, kasabadaki insanların çoğu bu gizemli olaya birinci dereceden tanık olabilmek için oldukça hevesliydiler. Serginin üçüncü gününde iki yüz metrelik kuyruk oluşması da bu yoğun ilginin somut kanıtıydı. Sabah sıraya girdiklerinde hissettikleri heyecan artık yerini bıkkınlığı ve öfkeye bırakmıştı. Bu öfke de açığa çıkamadığından Mark'ın zihninde kapana kısılmış, çıkmak için içeride debeleniyor ve inanılmaz bir baş ağrısına sebep oluyordu. Ağrıyı geçirmesi umuduyla baş ve orta parmağı ile şakaklarına masaj yaparken önlerinde yalnızca iki kişi kaldığını hatırlatıyordu kendisine. Biraz daha dayanabilirdi. -Sıra bize geliyor! Küçük kardeş Rony sevinçten sıçrarken ablası tepkisizdi. Mark ise çıkan her sesten etkilendiğinden ancak çocuğunun bağırmasını durdurmak istemediğinden gözlerini kısıp sabretmekle yetindi. Rony, babası da ablası da hiçbir heyecan belirtisi göst...